06 Eylül 2010, 08:12:40 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: 1. Akvanusya Genel Akvaryum Fotoğraf Yarışması Başlamıştır..
  Kurallar , Açıklamalar  ve Katılım Linkini Görmek İçin: Tıklayınız..

 
   FORUM   Yardım Biz Kimiz Giriş Yap Kayıt  

Sayfa: [1] 2   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Lepistes ve Gerçekler Üzerine  (Okunma Sayısı 517 defa)
Barış Er
*


     Üye No : 3
     Yaş : 36
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : İzmir
     Konu : 249      Mesaj : 2034


Guppy Breeder
Çevrimiçi

« : 08 Şubat 2010, 15:28:24 »

Son günlerde lepistesin trendi arttıkça yine ortalıkta efsane hikayeler kol gezmeye başladı. Hobiciye lepistes veren akvaryumcu dahil forumlar dahil herkesin ağzında ithal lepistesler hassastır , yerli lepistesler dayanıklıdır vs. vs. uzayan efsanaler. Lepistes lepistestir arkadaşlar . Lepistesin yerlisi , ithali yoktur. Aralarında çokta fark yoktur. Bu efsaneleri yaratan bazı nedenler vardır. Bunları bu başlıkta tartışırsak eminim bu efsanelerden biri daha yok olacaktır. Konunun özüne  geçmeden 1-2 kronolojik bilgi vereceğim. Biz bu adamlardan daha iyi balıktan anladığımızı sanıyoruz ya burdan feyz alıp acaba bizmi yoksa yabancılar mı daha iyi balıktan anlıyor? Bu adamların lepistesimi yoksa bizim ülkemizde ki lepistesler mi daha sağlıklıdır? gibi sorulara nispeten cevap olacağına inanıyorum.

Guppy (lepistes) ismi kendisi doğa bilimcisi olan Robert John Lechmere Guppy den gelir. 1866' da Trinidad adasindan kendisinin örnek olarak getirdiği lepistes balıklarını, bazı türleri ve kumu Ingiltere' de müze olarak bulunan (British Museum) götürür. O zamanlar Poecilia reticulata isminin olmadıgı ama ismi Girardinus guppyi diye bilinen bir belgeden hareket ederek araştırmalara başlamıştır. Eline geçen belgede bir çok alt tür olduğunu görmüstür. ve araştırmalara baslamıştır.

 
Tarih:  Lepistes - Poecilia reticulata (Peters, 1859, De Filippi, 1861, Günther, 1866)

Lepistes Balığı ilk olarak 1885 yılında akvaryum balığı olarak araştırılmıştır.W.Peters tarafından Poecilia reticulata olarak tanıtılmış ve araştırmaya başlanmıştır.

 1861: İtalyan bilim adamı olan Tremezzo'da yaşayan F.de. Filippi ilk yaşayan lepistes balığını bir ada olan Barbados adasından getirip, yeni türlerini ve alt aile soylarını kaleme almıstır.

 1866: İngiliz Reverend Robert John Lechmere Guppy ve C.L.Guenther Trinidad Bölgesinden getirdiği bir çift lepistesi Caracas bölgesinden getirdiği başka bir lepistes ile birleştirerek Girardinus guppii adını verdiği bir alt tür oluşturur.

 1908: C.Siggelkow ise ilk lepistesi Almanya' ya getiren kişidir.

1911: İlk lepistesler gösterisi ve yarışmaları Almanya'nın Leipzig şehrinde görücüye çıkar.

1938: İngiltere' de  ilk Federation of Guppy Breeders Societies (FGBS) (Lepistes yetiştiricileri Federasyon Birliği) kurulur.

1954: Almanya' nın Hannover şehrinde ilk uluslararası Lepistes Fuarı açılır. New York' tan gelen Paul Hänel Yelpaze kuyruklu Lepistesi gösteriye gelen meraklılara fuarda sunar.

1955: İlk Alman Lepistes balıkları Birliği (DGG) kurulur. 1975' den sonra Almanya Lepistes Federasyonu (DGF) olarak isim alır.

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
R. - J. Lechmere Guppy (1836 - 1916)

1956: isvicre ilk Lepistes balıkları Gösteri Fuarını açılır.

1956: Eski Almanya olarak bilinen (DDR) Doğu Almanya' da Lepistes Balıkları üzerine çalışma grubu kurulur.

1958: 7.nci Lepistes gösteri fuarı Profesyonellerce (tür elde edici) elde edilen varyeteleri sergilerler. Bu bilim adamlarınında aralarında olduğu Nymphea grubu tarafından gerçekleştirilir.

 1958: Avusturya Lepistes Birliği (ÖGG) kurulur.

1960: 9.Leipziger lepistes, Lepistes balıkları gösterisinde ilk siyah renkte lepistes varyetesi göstericilerin beğenisine sunulur.

1961: Berlin' de (Eski Almanya zamanları) yapılan 8. Lepistes balıkları gösterisinde H.Krüger ilk türettiği cins olan Peceli Lepistesi gösterir.

1964: Danimarka' da sadece Lepistes balığı olmak üzere varyete yaratmak için özel çalışma masası (Labaratuar) kurulur.

1978:1. Avrupa Lepistes Lepistes balıkları varyete üretme şampiyonası yapılır.

1981: Uuslararası yüksek varyete üretme koratoryumu yapılır (IKGH).

1991: ilk milli Alman Lepistes balıkları cins üreticileri birliği kurulur. Lepisteslerin adı Alman Lepistesleri kalır.

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
1866 yılında bilim adamlarınca müzede tutulan Lepistes Prepatı

Ülkemizde ne yapıldı hobi konusunda? Daha yeni Akvaristler Derneği faaliyete geçebildi. Sanırım birde İsak ve Discus Fun Kulüp resmi nitelik taşıyor ve 72 milyon insandan kayıt olupta taşın altna elini sokacak hobici sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.  Bu tip dernek ve kulüplere destek olmazsak bilinçlenemeyiz ve alıpta öldürdüğümüz balıkların günahı bir yana , cebimizden giden daha nice paralar olur bir delinin kör kuyuya attığı taş yüzünden...

NeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNeyNey?


Gelelim konumuzun özüne

İthal olarak gelen lepisteslerde çıkan sorunun iki ana kaynağı var.

1- Ülkemizdeki gümrük prosedürleri ve vergiler
2- Balık beslemeyi bilmememiz.


Birinciyi ele alırsak 1 TL. ye alınan bir balık için %85 oranında vergi ödenmekte bunun üstüne gümrük müşaviri , kargo giderleri , sağlık sertifikası binince  TL ye aldığınız balığın ek masrafı 1,5 TL oluyor. Maliyet 2,5 TL. lere varıyor. Maliyet artıncada ithalatçı 1 koliye 100 balık koyacağına 2000 balık koyuyor. Evet şaşırmayın oran budur.

Bu maliyetleri düşürebilmek için salamura şekilde koliye basılan lepistesler bu yetmezmiş gibi birde ucuz anestesi metodları ile uyutuluyor.

Yok daha yetmez bunca eziyet lepisteslere . Balıklar ülkemize geliyor ve bilinçsizce uyandırılıyor .Balıklar uyanır uyanmaz (%50 fire verdi zaten) kalan sağlar dünyaca kabul edilmiş 16 günlük (new tank sendrom)adaptasyon süresini yaşamadan ki gelen su değeri nedir , uyandırılmak için pata küte açılan akvaryumdaki suyun değeri nedir açılmıştır bile  ; sonra bir daha perakendeciye yani akvaryumcuya geliyor. Orada da uygun olmayan adaptasyon koşulları ile dezenfekte edilmemiş daha önceki partiden gelen balıkların içinde durduğu suya alınıyor. Evet bu noktada akvaryumculara gidiyoruz ve balıklar karşımızda. Daha balıklar gelmeden birçok hobicinin haberi oluyor yeni balık gelecek vs. vs. Geldiği gün damlarız akvaryumcuya aman sonra kalmaz, güzeli seçilir vs. derken bir daha yeni geldiği sudan alıp hop poşetiyle birlikte tanklarımıza giriyor. Suya bu şekilde atılan poşetin içinde gazlar bağlanırmı , balıklar bundan ne kadar zarar görür oraya hiç girmiyorum. Çok bilenimiz bu şekilde poşeti sallıyor tanka. 15 dakika sonrada hadi bir daha yeni suya yelken açan balıklardan ne kadar medet umulabilir ki???

Evet arkadaşlar bu yolculuktan kaçı sağ kurtulabilir?Soruyorum size kaçı kurtulur?

Lepistesin yerlisi ,ithali yoktur. Lepistes lepistestir. Bu kadar işkenceye maruz kalan hangi canlı hayatının kalanını sağlıklı geçirebilir.

Bakınız Lepistes Fun Kulubü olarak bir organizasyon yaptık ve şu an ithal lepistes getiriyoruz , 1 koliye 90 balık girecek ve her 3 balık 1 poşete girecek şekilde kolileme istedik. Buna müteakip geldikleri suyun ph , kh değerleri , beslenmesine kadar bilgi edindik. Gelen balığı nasıl açacağımızı , uyandıracağımızı , karantina süresince yapacaklarımızı , kullanacağımız materyali herşeyi planladık arkadaşlarımızla paylaştık. Bir tek balıkta dahi sorun yaşanmayacak hepimiz göreceğiz.

Şimdi soruyorum size problem yurt dışından gelen lepistestemidir yoksa onlara bu işkenceleri yapan bizlerde mi?

Bu arada yerli yada ithal hangi balığı alırsak alalım 16 günlük karantina uygulamasını yapmalıyız. Bu sürecin başında ise akvaryumcudan aldığımız balıklarımızı alırken dükkan sahibine rica edip balıkları kepçe ile yakalamadan bir kap ile yakalamasını rica etmeliyiz. Kap içinde yakalanan balığı yanımızda götürdüğümüz bir kova yada kap ile evimize getirdik. Karantina tankından hava hortumu ile suyu çekip ucunada bir vana koyup damlama metodu ile her iki suyu 45 dakika gibi bir sürede eşitlemeliyiz. Kovamız dolarsa üstünden alıp boşaltabiliriz.

Yine balıklarımızı karantina tankına aktarırken kepçe kullanmıyoruz. Kepçe kullanılmamasında ki espri balığın mukozasına zarar vermemek içindir. Bu mukoza zarar görürse zararlı patojenlere karşı savunmasız kalan balık her türlü hastalığa yakalanıyor. Tüm bu işlemleri yaparken aydınlatma kapalı olacak. Ne kovamız nede tankımız ışık almayacak. İkide bir açıp açıp bakmayacağız ki balık rahatsız olmasın strese girmesin.

Balığı tanka aktardık yine aydınlatma kapalı olacak. Bu esnada bemiks compose tarzı bir b vitamini bu suya atılıp balığın stresi azaltılabilir.
Işık açık olmayacak çünkü balıklar karanlıkta melathonin hormonu salgılar ve vucut hasarlarını tamir ederler. Hepimiz aydınlatmamızı ilk açtığımızda balıklarımızın bembeyaz puslu bir görünümde olduğuna şahit olmuşuzdur. İşte bu melathonin hormonundan dolayıdır ve sadece karanlıkta salgılanır.

Balıklarımızı bu süreçte kesinlikle yemlemiyor ve rahatsız etmiyoruz. 2.günden sonra hafif şekilde yemleyip daha sonra 16 gün boyunca düzenli yemlemeye geçebiliriz.

Unutmadan bu tanka balıklar içinde iken 4 günlük bir anti parazit uygulaması yapmalıyız. 16 gün sonunda herhangi bir sorun yok ise ana tankımıza balıklarımızı yine uygun şekilde damlama yaparak alabiliriz.

Aklıma gelenler ve bildiklerim bundan ibarettir. Konu hakkında yorum , öneri ve sorularınızla konuya dahil olmanızı  bekliyorum. Konu üzerinde tartıştıkça daha da aydınlanacağımıza eminim.

Sürçü Lisan ettimse affola.

Saygılarımla
Barış Er

04 Şubat 2010

Bu konuyu okuyan arkadaşların akabinde allta linki bulunan balık adaptasyonu konusunada göz gezdirmelerini rica ediyorum.

    
Adaptasyon - Easy Dıy Drıp Accilimation
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
http://www.guppyfunclub.com/index.php?topic=546.0
Kayıtlı

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
İmzanıza isim soyisim giriniz
Soru sormaktan konu açmaktan çekinmeyiniz.
Bugün su değişimi yaptınız mı?
burhan123
*


     Üye No : 171
     Yaş : 28
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : İzmir
     Konu : 0      Mesaj : 60


Çevrimdışı

« Yanıtla #1 : 08 Şubat 2010, 15:32:37 »

Paylaşım için teşekkürler...
Kayıtlı

burhan oral
0533-511-52-54  0542-280-83-39
İzmir - Karşıyaka
karsahini
*


     Üye No : 31
     Yaş : 42
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Üsküdar İstanbul
     Konu : 27      Mesaj : 1003


Lepistes sevdalısı
Çevrimdışı

« Yanıtla #2 : 08 Şubat 2010, 17:43:27 »

Barış;
yazdıklarını dehşetle okudum.Piyasanın ithalat yönünün bu kadar gözükara ve bilgisiz olduğunu tahmin etmiyordum.Bu yolla gelen balıkların ve varış yerinde gördükleri muameleye karşın son kullanıcı olan hobicilerce yaşatılamaması çok doğal.Şahsen ithal lepisteslerin ülkemiz sularına uyum gösterememeleri nedeniyle öldüklerini halen düşünüyorum.Ama bu kanımın yüzdesi verdiğin bilgilerden sonra çooook aşağılara indi.Burada da etik sorun var,canlıyı sadece para kazanmanın kaynağı gören zihniyet.Bunu düzeltmek için neler yapmalıyız?
Şunları yapmalıyız:
*Akvaryum balığı ithalatı belli şartlara uygun olmalı,bir koliye 100 yerine 2000 balık konmamalı(burada kanun yapıcı devreye girmeli).
*Akvaryumcu birlikleri oluşturularak esnaf eğitilip bilinçlendirilmeli(eğitim şart!).
Şimdilik aklıma gelen bunlar.
Kayıtlı

Murat Biçer
Üsküdar \ İstanbul
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

Hybrid Endler,Albino Full Platinum,
Albino Full Red
Big Ron
*


     Üye No : 594
     ADI-SOYADI:ANIL ŞEKER
     Yaş : 24
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Karşıyaka
     Konu : 3      Mesaj : 204


Çevrimdışı

« Yanıtla #3 : 22 Şubat 2010, 05:59:39 »

Barış bey ben yinede yerli balığın (ki burada kastettiğim akvaryumda yetiştirilmiş olanlardır) daha uyumlu olduğunu düşünüyorum...

Kendim aldığım balıklardan örnek verebilirim sadece bir haftalık dinlendirilmiş suya koydum o kadar halada su değişimlerini yapıyorum vitamin falan hiç kullanmadım...
Kayıtlı

Anıl Şeker
Barış Er
*


     Üye No : 3
     Yaş : 36
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : İzmir
     Konu : 249      Mesaj : 2034


Guppy Breeder
Çevrimiçi

« Yanıtla #4 : 22 Şubat 2010, 06:01:54 »

Anıl'cım makaleyi bir daha okumalısın bence.
Kayıtlı

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
İmzanıza isim soyisim giriniz
Soru sormaktan konu açmaktan çekinmeyiniz.
Bugün su değişimi yaptınız mı?
Big Ron
*


     Üye No : 594
     ADI-SOYADI:ANIL ŞEKER
     Yaş : 24
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Karşıyaka
     Konu : 3      Mesaj : 204


Çevrimdışı

« Yanıtla #5 : 22 Şubat 2010, 06:04:53 »

Yok sizin söyledikleriniz gerçekten facia ben onları değerlendirmeye bile almıyorum...ama yinede İzmir'in suyunda doğmuş büyümüş bu suyun değerlerine alışmış balıkla dışarıdan ki kastettiğim İstanbul da dahil aynı olmamalı.......Emin değilim sadece kendi fikrim
Kayıtlı

Anıl Şeker
Barış Er
*


     Üye No : 3
     Yaş : 36
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : İzmir
     Konu : 249      Mesaj : 2034


Guppy Breeder
Çevrimiçi

« Yanıtla #6 : 22 Şubat 2010, 10:18:22 »

Aynı şeyleri söylüyoruz o zaman. Hatta İstanbul İzmir örneklemeni daha da minimize edeyim. Aynı odadaki aynı periyotta ve aynı miktarda su değişimi yapılan 2 ayrı tankın bile su değerleri farklı çıkar. Tabi bu fark balıkları çok etkilemez ama realitede varolan bir durum.
Kayıtlı

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
İmzanıza isim soyisim giriniz
Soru sormaktan konu açmaktan çekinmeyiniz.
Bugün su değişimi yaptınız mı?
Big Ron
*


     Üye No : 594
     ADI-SOYADI:ANIL ŞEKER
     Yaş : 24
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Karşıyaka
     Konu : 3      Mesaj : 204


Çevrimdışı

« Yanıtla #7 : 22 Şubat 2010, 15:43:21 »

Haklısınız bir akvaryumcu söylemişti bir akvaryumdan diğerine balık koyarken bile dikkat edin diye....
Kayıtlı

Anıl Şeker
aalikemal
Üye Bilgileri
Forum Üyesi
*


     Üye No : 605
     ADI-SOYADI:ALİ KEMAL
     Yaş : 43
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : İSTANBUL
     Konu : 0      Mesaj : 2


Çevrimdışı

« Yanıtla #8 : 19 Mart 2010, 18:46:51 »

Merhaba,
Ben yerli veya ithal balık dayanıklılığı konusunda nakil, farklı su, yanlış adaptasyon v.s. faktörleri dışında da önemli bir faktör olduğunu düşünüyorum.Şöyleki, ithal lepisteslerin (özellikle döllenmiş iri dişilerin) ilk akvaryumcudan satın alınması sırasında fiziki ölçülerine göre çok daha genç, atak ve daha iyi, canlı renklerde olduğunu görüyorum.Ama, evdeki akvaryuma yerleştirildikten pek uzun olmayan bir zaman sonra (ilk doğumdan sonra diyebiliriz) bu balıklar ağırlaşıyor, kamburlaşıyor, renk soluyor.Her ne hikmetse bu cüsseye ulaşana kadar çok uzun zaman (bence en 2 yıl) yaşayan ve bu zaman zarfında bu ölçülere gelen balık çok kısa sürede bizlerin akvaryumunda maalesef ölüyor.Bunun sebebi (bence) sadece yanlış bakım olmamalı.
Burada benim düşüncem lepistesler üretildikleri ülkelerde üreticiler tarafından bizim beslediğimizden çok çok farklı şekillerde besleniyorlar.
Bunu tavuk çiftliklerinde katkılı yemlerle beslenen ve ortalama 45 günde kesime hazır ağırlığa ulaşan benzer yöntemler olarak düşünebilirsiniz.
İşte asıl önemli problemde bu olmalı diye düşünüyorum.Bizim kullandığımız yemlerin içeriği belli.Kullandığımız en iyi yem dahi üreticilerin kullandıkları yemlerin büyütme hızına erişemiyor olabilir.Bu yemlerle büyütülen balıkların genetik yapısı değişebileceği gibi vücutlarının bağışıklık sistemide bu yemler verilmezse yetersiz, hastalıklara karşı dayanıksız hale geliyor olabilir.
Günümüz ticaret koşullarında konuyu açan Barış bey'in yazdığı gibi tanesi üreticiden 1 TL. ye (belkide çok daha düşük fiyata) ithal edilen lepisteslerin uzun sürede doğal şartlarda üretilmesi beklenemez.
Benim bu konu için yorumum bu şekildedir.Evimizde çocuklarımla birlikte akvaryumumuzdaki her balığa ailemizden biri gibi tek tek isim vermek ve kısa süre sonra balıkların öldüğünü görmek hepimizi çok üzüyor.Olabildiğince akvaryuma dışarıdan yeni balık katılmasını azaltmak ve eldekilerle akvaryumu sürdürmek daha faydalı oluyor.Saygılar.











Kayıtlı

55*28/38h Kalabalık Lepistes Akvaryumu, 1 Vatoz, 2 Albino Çöpçü
bioaykut
*


     Üye No : 151
     Yaş : 29
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Denizli
     Konu : 74      Mesaj : 741


Çevrimdışı

« Yanıtla #9 : 20 Mart 2010, 13:10:23 »

Merhaba,
Ben yerli veya ithal balık dayanıklılığı konusunda nakil, farklı su, yanlış adaptasyon v.s. faktörleri dışında da önemli bir faktör olduğunu düşünüyorum.Şöyleki, ithal lepisteslerin (özellikle döllenmiş iri dişilerin) ilk akvaryumcudan satın alınması sırasında fiziki ölçülerine göre çok daha genç, atak ve daha iyi, canlı renklerde olduğunu görüyorum.Ama, evdeki akvaryuma yerleştirildikten pek uzun olmayan bir zaman sonra (ilk doğumdan sonra diyebiliriz) bu balıklar ağırlaşıyor, kamburlaşıyor, renk soluyor.Her ne hikmetse bu cüsseye ulaşana kadar çok uzun zaman (bence en 2 yıl) yaşayan ve bu zaman zarfında bu ölçülere gelen balık çok kısa sürede bizlerin akvaryumunda maalesef ölüyor.Bunun sebebi (bence) sadece yanlış bakım olmamalı.
Burada benim düşüncem lepistesler üretildikleri ülkelerde üreticiler tarafından bizim beslediğimizden çok çok farklı şekillerde besleniyorlar.
Bunu tavuk çiftliklerinde katkılı yemlerle beslenen ve ortalama 45 günde kesime hazır ağırlığa ulaşan benzer yöntemler olarak düşünebilirsiniz.
İşte asıl önemli problemde bu olmalı diye düşünüyorum.Bizim kullandığımız yemlerin içeriği belli.Kullandığımız en iyi yem dahi üreticilerin kullandıkları yemlerin büyütme hızına erişemiyor olabilir.Bu yemlerle büyütülen balıkların genetik yapısı değişebileceği gibi vücutlarının bağışıklık sistemide bu yemler verilmezse yetersiz, hastalıklara karşı dayanıksız hale geliyor olabilir.
Günümüz ticaret koşullarında konuyu açan Barış bey'in yazdığı gibi tanesi üreticiden 1 TL. ye (belkide çok daha düşük fiyata) ithal edilen lepisteslerin uzun sürede doğal şartlarda üretilmesi beklenemez.
Benim bu konu için yorumum bu şekildedir.Evimizde çocuklarımla birlikte akvaryumumuzdaki her balığa ailemizden biri gibi tek tek isim vermek ve kısa süre sonra balıkların öldüğünü görmek hepimizi çok üzüyor.Olabildiğince akvaryuma dışarıdan yeni balık katılmasını azaltmak ve eldekilerle akvaryumu sürdürmek daha faydalı oluyor.Saygılar.

Ali Bey,
Güzel bir noktaya değinmişsiniz. Ellerinize sağlık. Görüşlerinizin doğruluk payı yüksek. Zaman zaman ben de bu ihtimali düşünmüşümdür.
Kayıtlı

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

İnsan kalbinin gözü miyoptur; uzağı göremez...
timsahsulo
Üye Bilgileri
Forum Üyesi
*


     Üye No : 265
     Yaş : 36
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : konya
     Konu : 0      Mesaj : 1


Çevrimdışı

« Yanıtla #10 : 20 Mayıs 2010, 20:23:36 »

Barış arkadaşımın aktardıklarına kesinlikle katılıyorum.Lepistes lepistesdir....
Kayıtlı
guppymania
*


     Üye No : 703
     ADI-SOYADI:ömer atakav
     Yaş : 35
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : istanbul
     Konu : 0      Mesaj : 31


Çevrimdışı

« Yanıtla #11 : 27 Mayıs 2010, 15:51:29 »

Dayanıklılık olayı yerlidede ithaldede kişiye bağlıdır. eyer sağlıklı satın almış olduğunuz balığınızı ilk günden kondüsyon kazandıracak canlı(steril) yemlerle menüsünü takviye ederseniz yerli ithal farketmez sorun yaşamazsınız.Fakat bakteri uyuşmazlığı denen ve yakın bir zamanda başımada bile bile gelen bir olay varki oda yerli balıkla ithal balığın aynı tanka karıştırılması  iki taraftan biri %90 olasılıkla ölür buda kanıtlanmış gerçektir.
saygılarımla
« Son Düzenleme: 27 Mayıs 2010, 15:59:57 Gönderen: guppymania » Kayıtlı

HER SÖZE VERECEK CEVABIM VAR AMA BİR SÖZE BAKARIM SÖZ MÜ DİYE BİRDE SÖYLEYENE BAKARIM ADAMMI DİYE!!!
b1isi
*


     Üye No : 1013
     ADI-SOYADI:Okan Sevindi
     Yaş : 26
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Ankara
     Konu : 6      Mesaj : 57


Çevrimdışı

« Yanıtla #12 : 27 Mayıs 2010, 17:10:13 »

Merhabalar.Benimde öğrenmek istediğim ve akıl erdiremediğim bir konu var.Bizim ülkemizde lepistes yetişmediğine göre yerli diye hitap ettiğimiz lepisteslerde sonuçta zamanında ithal değil miydi?Balıklarda nasıl bir parazit ürüyor ve bunun oluşmasının sebebi nedir?Ülkemizin suları mı,havası mı?Ayrıca eğer bu parazit sularımızda varsa alınan her lepistes sonuçta bu parazitle karşılaşmıyor mu?Saygılar.
Kayıtlı

Okan Sevindi
bioaykut
*


     Üye No : 151
     Yaş : 29
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : Denizli
     Konu : 74      Mesaj : 741


Çevrimdışı

« Yanıtla #13 : 27 Mayıs 2010, 19:19:58 »

Yerli ya da ithal lepistes şeklinde bir ayırım yapmak aslında çok doğru değildir. Lepisteslerin vücudunda bulunan mikroorganizmaları bizlerin derimizin yüzeyinde yer alan yararlı bakterilere benzetebiliriz. Bunlar vücudumuzu dış etkenlere karşı korumada birer kalkan görevi görürler. Lepisteslere gelince; yurt dışından yeni bir balık geldiğinde adapdasyon aşaması çok önemlidir ve sabır gerektirir. Çünkü, balık taşınma sırasında strese girer ve savunmayı sağlayan bu bakteriler balığın hastalanmasına neden olur. Bu adaptasyon aşaması aşıldıktan sonra balıklar aynı ortama koyulabilir.
Kayıtlı

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap

İnsan kalbinin gözü miyoptur; uzağı göremez...
guppymania
*


     Üye No : 703
     ADI-SOYADI:ömer atakav
     Yaş : 35
     Cinsiyet : Bay
     Nerden : istanbul
     Konu : 0      Mesaj : 31


Çevrimdışı

« Yanıtla #14 : 28 Mayıs 2010, 11:15:59 »

Merhabalar.Benimde öğrenmek istediğim ve akıl erdiremediğim bir konu var.Bizim ülkemizde lepistes yetişmediğine göre yerli diye hitap ettiğimiz lepisteslerde sonuçta zamanında ithal değil miydi?Balıklarda nasıl bir parazit ürüyor ve bunun oluşmasının sebebi nedir?Ülkemizin suları mı,havası mı?Ayrıca eğer bu parazit sularımızda varsa alınan her lepistes sonuçta bu parazitle karşılaşmıyor mu?Saygılar.
Şunu şöyle açıklayayım afrikada yaşıyanlar ordaki farklı organizmalara bağışıklık kazanmıştır ben afrikaya tatile gidiyorum derseniz girmeden önce 5çeşit aşı yersinizki(aşı tanımadığınız mikropları bağışıklık sistemine tanıtmak için zarar vermiyecek kadar bakteri içerir) ordan sağlam geri dönebilesiniz bunu devlet mecbur tutuyor araştırırsanız görursunuz. Binevi balıkta öyle su deyerlerinin haricinde tanımadığı bakteriye karşı bağışıklığı olmadığı için hastalanıyor tedavi kabul etmiyor sonuçtada ölüyor.Türkiyeli insan afrikalı insan,yerli balık ithal balık arasındaki fark bu.
evde ithal gelen albino lepisteslerden 37 damızlıkla 1500 adette de üretimi kesmiştim
yer olmadığı için 500 adetini üretimhanede ayrı biyerde  sorunsuz boyladım ve satıştan kalan 250 adetten doğuracak olanları uretimhanenin sahibi abim bizim diyer yerlilerin doğum tankına koymuş doğurduktan sonra yerine aldığımda ertesi gün 250si birden sallanıyordu bile bile lades dedik bakteri uyuşmazlığı olmuşlardı kaç kere tedavi antibiyotik %100 su değişimi yaptığımı hatırlamıyorum cevap vermediler 1adet kaldı ve oda hala yaşıyor oldu sana yerli balık. yerliyle ithal karıştırılabilir diyen arkadaşlara
saygılarımla
« Son Düzenleme: 28 Mayıs 2010, 11:35:55 Gönderen: guppymania » Kayıtlı

HER SÖZE VERECEK CEVABIM VAR AMA BİR SÖZE BAKARIM SÖZ MÜ DİYE BİRDE SÖYLEYENE BAKARIM ADAMMI DİYE!!!
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Akvaryumtoplist
Reklam vermek için Tıklayınız Reklam vermek için Tıklayınız
Bu Sayfa 3.91 Saniyede 33 Sorgu ile Oluşturuldu