Son günlerde lepistesin trendi arttıkça yine ortalıkta efsane hikayeler kol gezmeye başladı. Hobiciye lepistes veren akvaryumcu dahil forumlar dahil herkesin ağzında ithal lepistesler hassastır , yerli lepistesler dayanıklıdır vs. vs. uzayan efsanaler. Lepistes lepistestir arkadaşlar . Lepistesin yerlisi , ithali yoktur. Aralarında çokta fark yoktur. Bu efsaneleri yaratan bazı nedenler vardır. Bunları bu başlıkta tartışırsak eminim bu efsanelerden biri daha yok olacaktır. Konunun özüne geçmeden 1-2 kronolojik bilgi vereceğim. Biz bu adamlardan daha iyi balıktan anladığımızı sanıyoruz ya burdan feyz alıp acaba bizmi yoksa yabancılar mı daha iyi balıktan anlıyor? Bu adamların lepistesimi yoksa bizim ülkemizde ki lepistesler mi daha sağlıklıdır? gibi sorulara nispeten cevap olacağına inanıyorum.
Guppy (lepistes) ismi kendisi doğa bilimcisi olan Robert John Lechmere Guppy den gelir. 1866' da Trinidad adasindan kendisinin örnek olarak getirdiği lepistes balıklarını, bazı türleri ve kumu Ingiltere' de müze olarak bulunan (British Museum) götürür. O zamanlar Poecilia reticulata isminin olmadıgı ama ismi Girardinus guppyi diye bilinen bir belgeden hareket ederek araştırmalara başlamıştır. Eline geçen belgede bir çok alt tür olduğunu görmüstür. ve araştırmalara baslamıştır.
Tarih: Lepistes - Poecilia reticulata (Peters, 1859, De Filippi, 1861, Günther, 1866)
Lepistes Balığı ilk olarak 1885 yılında akvaryum balığı olarak araştırılmıştır.W.Peters tarafından Poecilia reticulata olarak tanıtılmış ve araştırmaya başlanmıştır.
1861: İtalyan bilim adamı olan Tremezzo'da yaşayan F.de. Filippi ilk yaşayan lepistes balığını bir ada olan Barbados adasından getirip, yeni türlerini ve alt aile soylarını kaleme almıstır.
1866: İngiliz Reverend Robert John Lechmere Guppy ve C.L.Guenther Trinidad Bölgesinden getirdiği bir çift lepistesi Caracas bölgesinden getirdiği başka bir lepistes ile birleştirerek Girardinus guppii adını verdiği bir alt tür oluşturur.
1908: C.Siggelkow ise ilk lepistesi Almanya' ya getiren kişidir.
1911: İlk lepistesler gösterisi ve yarışmaları Almanya'nın Leipzig şehrinde görücüye çıkar.
1938: İngiltere' de ilk Federation of Guppy Breeders Societies (FGBS) (Lepistes yetiştiricileri Federasyon Birliği) kurulur.
1954: Almanya' nın Hannover şehrinde ilk uluslararası Lepistes Fuarı açılır. New York' tan gelen Paul Hänel Yelpaze kuyruklu Lepistesi gösteriye gelen meraklılara fuarda sunar.
1955: İlk Alman Lepistes balıkları Birliği (DGG) kurulur. 1975' den sonra Almanya Lepistes Federasyonu (DGF) olarak isim alır.
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap R. - J. Lechmere Guppy (1836 - 1916)
1956: isvicre ilk Lepistes balıkları Gösteri Fuarını açılır.
1956: Eski Almanya olarak bilinen (DDR) Doğu Almanya' da Lepistes Balıkları üzerine çalışma grubu kurulur.
1958: 7.nci Lepistes gösteri fuarı Profesyonellerce (tür elde edici) elde edilen varyeteleri sergilerler. Bu bilim adamlarınında aralarında olduğu Nymphea grubu tarafından gerçekleştirilir.
1958: Avusturya Lepistes Birliği (ÖGG) kurulur.
1960: 9.Leipziger lepistes, Lepistes balıkları gösterisinde ilk siyah renkte lepistes varyetesi göstericilerin beğenisine sunulur.
1961: Berlin' de (Eski Almanya zamanları) yapılan 8. Lepistes balıkları gösterisinde H.Krüger ilk türettiği cins olan Peceli Lepistesi gösterir.
1964: Danimarka' da sadece Lepistes balığı olmak üzere varyete yaratmak için özel çalışma masası (Labaratuar) kurulur.
1978:1. Avrupa Lepistes Lepistes balıkları varyete üretme şampiyonası yapılır.
1981: Uuslararası yüksek varyete üretme koratoryumu yapılır (IKGH).
1991: ilk milli Alman Lepistes balıkları cins üreticileri birliği kurulur. Lepisteslerin adı Alman Lepistesleri kalır.
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yap1866 yılında bilim adamlarınca müzede tutulan Lepistes Prepatı
Ülkemizde ne yapıldı hobi konusunda? Daha yeni Akvaristler Derneği faaliyete geçebildi. Sanırım birde İsak ve Discus Fun Kulüp resmi nitelik taşıyor ve 72 milyon insandan kayıt olupta taşın altna elini sokacak hobici sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu tip dernek ve kulüplere destek olmazsak bilinçlenemeyiz ve alıpta öldürdüğümüz balıkların günahı bir yana , cebimizden giden daha nice paralar olur bir delinin kör kuyuya attığı taş yüzünden...

























?
Gelelim konumuzun özüne
İthal olarak gelen lepisteslerde çıkan sorunun iki ana kaynağı var.
1- Ülkemizdeki gümrük prosedürleri ve vergiler
2- Balık beslemeyi bilmememiz.
Birinciyi ele alırsak 1 TL. ye alınan bir balık için %85 oranında vergi ödenmekte bunun üstüne gümrük müşaviri , kargo giderleri , sağlık sertifikası binince TL ye aldığınız balığın ek masrafı 1,5 TL oluyor. Maliyet 2,5 TL. lere varıyor. Maliyet artıncada ithalatçı 1 koliye 100 balık koyacağına 2000 balık koyuyor. Evet şaşırmayın oran budur.
Bu maliyetleri düşürebilmek için salamura şekilde koliye basılan lepistesler bu yetmezmiş gibi birde ucuz anestesi metodları ile uyutuluyor.
Yok daha yetmez bunca eziyet lepisteslere . Balıklar ülkemize geliyor ve bilinçsizce uyandırılıyor .Balıklar uyanır uyanmaz (%50 fire verdi zaten) kalan sağlar dünyaca kabul edilmiş 16 günlük (new tank sendrom)adaptasyon süresini yaşamadan ki gelen su değeri nedir , uyandırılmak için pata küte açılan akvaryumdaki suyun değeri nedir açılmıştır bile ; sonra bir daha perakendeciye yani akvaryumcuya geliyor. Orada da uygun olmayan adaptasyon koşulları ile dezenfekte edilmemiş daha önceki partiden gelen balıkların içinde durduğu suya alınıyor. Evet bu noktada akvaryumculara gidiyoruz ve balıklar karşımızda. Daha balıklar gelmeden birçok hobicinin haberi oluyor yeni balık gelecek vs. vs. Geldiği gün damlarız akvaryumcuya aman sonra kalmaz, güzeli seçilir vs. derken bir daha yeni geldiği sudan alıp hop poşetiyle birlikte tanklarımıza giriyor. Suya bu şekilde atılan poşetin içinde gazlar bağlanırmı , balıklar bundan ne kadar zarar görür oraya hiç girmiyorum. Çok bilenimiz bu şekilde poşeti sallıyor tanka. 15 dakika sonrada hadi bir daha yeni suya yelken açan balıklardan ne kadar medet umulabilir ki???
Evet arkadaşlar bu yolculuktan kaçı sağ kurtulabilir?Soruyorum size kaçı kurtulur?
Lepistesin yerlisi ,ithali yoktur. Lepistes lepistestir. Bu kadar işkenceye maruz kalan hangi canlı hayatının kalanını sağlıklı geçirebilir.
Bakınız Lepistes Fun Kulubü olarak bir organizasyon yaptık ve şu an ithal lepistes getiriyoruz , 1 koliye 90 balık girecek ve her 3 balık 1 poşete girecek şekilde kolileme istedik. Buna müteakip geldikleri suyun ph , kh değerleri , beslenmesine kadar bilgi edindik. Gelen balığı nasıl açacağımızı , uyandıracağımızı , karantina süresince yapacaklarımızı , kullanacağımız materyali herşeyi planladık arkadaşlarımızla paylaştık. Bir tek balıkta dahi sorun yaşanmayacak hepimiz göreceğiz.
Şimdi soruyorum size problem yurt dışından gelen lepistestemidir yoksa onlara bu işkenceleri yapan bizlerde mi?
Bu arada yerli yada ithal hangi balığı alırsak alalım 16 günlük karantina uygulamasını yapmalıyız. Bu sürecin başında ise akvaryumcudan aldığımız balıklarımızı alırken dükkan sahibine rica edip balıkları kepçe ile yakalamadan bir kap ile yakalamasını rica etmeliyiz. Kap içinde yakalanan balığı yanımızda götürdüğümüz bir kova yada kap ile evimize getirdik. Karantina tankından hava hortumu ile suyu çekip ucunada bir vana koyup damlama metodu ile her iki suyu 45 dakika gibi bir sürede eşitlemeliyiz. Kovamız dolarsa üstünden alıp boşaltabiliriz.
Yine balıklarımızı karantina tankına aktarırken kepçe kullanmıyoruz. Kepçe kullanılmamasında ki espri balığın mukozasına zarar vermemek içindir. Bu mukoza zarar görürse zararlı patojenlere karşı savunmasız kalan balık her türlü hastalığa yakalanıyor. Tüm bu işlemleri yaparken aydınlatma kapalı olacak. Ne kovamız nede tankımız ışık almayacak. İkide bir açıp açıp bakmayacağız ki balık rahatsız olmasın strese girmesin.
Balığı tanka aktardık yine aydınlatma kapalı olacak. Bu esnada bemiks compose tarzı bir b vitamini bu suya atılıp balığın stresi azaltılabilir.
Işık açık olmayacak çünkü balıklar karanlıkta melathonin hormonu salgılar ve vucut hasarlarını tamir ederler. Hepimiz aydınlatmamızı ilk açtığımızda balıklarımızın bembeyaz puslu bir görünümde olduğuna şahit olmuşuzdur. İşte bu melathonin hormonundan dolayıdır ve sadece karanlıkta salgılanır.
Balıklarımızı bu süreçte kesinlikle yemlemiyor ve rahatsız etmiyoruz. 2.günden sonra hafif şekilde yemleyip daha sonra 16 gün boyunca düzenli yemlemeye geçebiliriz.
Unutmadan bu tanka balıklar içinde iken 4 günlük bir anti parazit uygulaması yapmalıyız. 16 gün sonunda herhangi bir sorun yok ise ana tankımıza balıklarımızı yine uygun şekilde damlama yaparak alabiliriz.
Aklıma gelenler ve bildiklerim bundan ibarettir. Konu hakkında yorum , öneri ve sorularınızla konuya dahil olmanızı bekliyorum. Konu üzerinde tartıştıkça daha da aydınlanacağımıza eminim.
Sürçü Lisan ettimse affola.
Saygılarımla
Barış Er
04 Şubat 2010
Bu konuyu okuyan arkadaşların akabinde allta linki bulunan balık adaptasyonu konusunada göz gezdirmelerini rica ediyorum.
Adaptasyon - Easy Dıy Drıp Accilimation Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin
Üye Ol veya
Giriş Yaphttp://www.guppyfunclub.com/index.php?topic=546.0